Archive for Kasım, 2009

18
Kas

BİR SEYR Ü SEFER

   Posted by: admin    in Türkçe Makalelerim

  Bir seyr û sefer

Şırnak ta mahmura bir seyr û sefer: Amine sağat Uludere ve cane kabul ise avian köyünden bölgedeki çatışmalı ortamdan dolayı onların kasaba ve köylüleri de çatışmalı ortamdan nasibini alıyor. Kara bela isminde ki komutan köylülerine giderek tüm çoluk çocuk ve bayanları topluyor. Aralarında hamile bayanların da vardı. Kara bela: 100 kadar bayan ve çoluk çocuğu Şırnak karakoluna sürüklüyor. Komitanım, erkeklerin kaçtığı köylüden, size 100 kadar bayan ve çocuklarını getirdim. Komutan,

Onları geri gönder!  Diyor.

Zorlu ortamda dolayı Şırnak a güç etmek zorunda kalıyorlar. Orda bir bordom katına kirada kalarak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Bir gün Şırnak ta çatışmalar başlar üç gön üç geçe devam eder. Çatışmalar bitikten sonra bordomda çıkar üst kata ki hamile, halime komşusu palan parça kanlar içinde yatarak bebeğinin karnında fırlandığını görüyor. Zulümden dolayı vaveyla ederek burası yaşanılacak yer değil. Terk i vatan ederek kendi kaderini taşıyanlarla birlikte çöllere döşer.

Kervan yola girdiğinde zulümde kaçanların sayısı gittikçe artar. Barutlu ve işkenceli ortamda kaçanlar doğanın zorlu koşuları ile baş başa kalırlar. Susuz vadi ve sarp dağların geçişsiz eteklerinde semada döşmüş dünya ile yenide tanışırcasına zorlukların üstünde gelmeye oraşıyorlar di.

Yenecek bir şeyler olmadığında dolayı, palut ağaçların yapraklarını yeyerek, hayata kalmaya gayret ediyorlardı.

Aralarında  su aramasına çıkan arkadaşları kafaları kesilerek  kervana katılanlara göz dağı veriliyordu. Hayat başı başına bir cehennemi andırıyordu. Çocuklar, su isterken feryatları semaya yükseliyordu. Annelerin göz pınarları kurumuş, çocukların hayat endişesinde ağladıkları gibi göz pınarları çatlayarak kanlar akıyordu. Doğada kendisinde barındırdığı zalimlerin gaddarlığın aynısını o mazlumlara gösteriyordu. Geceleri naylonlar altında geçiren kadın ve minikler, yılan ve akreplerin korkusunda Diyarbakır cezaevinde komutanlarin korkusunda hazır olda yatanların durumunda farklı olmuyordu.

Uzun sefer 80 gün devam ediyordu. Bir yerleşim alanının bulunması onların en büyük emellerin başında geliyordu. Mahmur, mekan olarak gösteriliyordu. Su ve yeşilik olmadığı gibi kumlarla kaplı bir çöl. O kumların kızgın sıcaklığında  dolayı, cirit atan akrepler. Adata o mazlumlar doğanın cebbar yüzüne teslim edildiği gibi, yavaş yavaş ölümlerin gerçekleşmesine zemin hazırlamışlardı. O gece 20 bayanla çocuk akrepler tarafında zehirlenerek can veriyorlardı. Sabah gelince bir can pazarı yaşanıyordu. Bir yanda cenazeler bir yanda ana vatanda kopuşları, feryat ve figanları Arş i alaya yükseliyordu.  Onların yardımına koşacak birileri olmadığı gibi mezar kazacak kazma ve kürekleri de yoktu. Habilin, kabili katil etiğinde mezar kazma metodu karga tarafında öretiliyordu. İslam coğrafyasında bulunan Müslümanlar karga kadar yardım sever olmadıkları gibi, mahmur göçmenlerine yaşamı reva görmüyorlardı.

Ama hayat devam ediyordu ölüme rağmen, direniş sürecek ti. Zalim kardeşlerinde kaçanlar doğanın zorlukları ve akreplerin vahşice saldırılarına karşı kendilerini koruyacaklardı.

Mahmur imar edilecekti. Delme catma evcikler kuruluyordu. Ve ilk kurulan ev okul olarak ilan ediliyordu. Yılarca, cehaletin pençesinde o mezalim koşulları yaşayan insanların birinci düşmanın, cehalet olduğu fark ediliyordu.

 Dünya medeniyetine uygun bir belde oluşacaktı. Kuyular vurularak sultan Süleyman in,  kuşunda daha üstün bir maharet ile sular,  yer yüzüne çıkarılarak yaşamın formülü oluşuyordu. Adata HZ ibrahimin tarihi teker ur ediyordu. Yeni bir zemzem suyu bu sefer İsmailler için değil belki HZ ibrahimin torunları için ikram ediliyordu. Mekke misali bir kum çölü yeşil vadi şeklini alıyordu.

Belde de belediyecilik teşkilatı kurularak çağdaş bir dünya standardına ulaşılıyordu. Akademiler kurularak dünya da eğitim, yetimi olan çocukların, ilim Olgunluğuna cihanın siyasi iktisadi kademelerine ulaşmaları sağlanması esas alınıyordu. Ve bir gençte soruluyordu siz ne yapa biliyorsunuz? Biz mahmuru bir kum volkaniğinde kurtarıp bir yeşil vadi şekline getirmişsek, akreplerin yaşadığı bir kum vadisini insan yaşamasına uygun bir şekle getirmesek, ölüme rağmen hayati seçmiş sek,  hayata başarmayacağımız zorluklar olmayacak.  yaşamın önüne geçen engeller bir bir aşılacak diyordu.

M EMİN

12
Kas

KALEMİN HATASINA KURBAN KİM?

   Posted by: admin    in Türkçe Makalelerim

KALEM VE SİLGİ

Bir kalemlığın içinde bir ufak silgi, bide güzel mürekkepli bir kalem.

Silgi: nasılsın dostum?

Kalem: ben senin dostun olamam.

Silgi: neden?

Kalem: çünkü ben senden nefret ediyorum.

Silgi: sebep?

Kalem: çünkü sen benim yazılarımı siliyorsun.

Silgi: ben sadece hatalı olanları siliyorum.

Kalem: vazifen nedir?

Silgi: benim vazifem silmek,

Kalem: bu vazife değil ki.

Silgi:i benim vazifem senin vazifen kadar menfaatli dir,

Kalem: sen hem hata hem gururu iç içe yaşıyorsun .

Silgi: niçin?

Kalem: çünkü yazan yazmayanda daha hayırlıdır.

Silgi: hataları silmek yazışmanın adaletini sağlamak tır,

Kalem bir anlık duruyor, sonra kafasını kaldırarak doğru diyorsun dostum,

Silgi: sen halen nefret ediyormusun?

Kalem: ben hatalarımı silenlerde nasıl nefret edeyim?

Silgi: ben sevap olan şeyleri silmem ki.

Kalem :sen beni her gün ufaltıyorsun.

Silgi: senin hatalarını gördüğümde kendi bedenimde sana kurban vererek hatalarını sevaba dönüştürmeye sebebiyet yaratıyorum.

Kalem mahzun bir şekilde: ben senin kadar düşünememiştim.

Silgi diyorki: ben başkalarına yararlı olmayı becermiyorum, ancak başkalarının hatalarını gördüğümde  kendimi kurban ederek hatalarında vaaz geçirmeyi beceriyorum.

Kalem mesrur bir şekilde: ne kadar büyük yaratılış içerisindesin dostum!  çok güzel sözlerin var.

Kalemde silgide o gün bu gün ne tefrika nede ihtilaf içerisindeler, ayni kalemlikte dostça yaşaya biliyorlar. Bizde kalem ve silgi kardeşlerimize şunu demeliyiz. gelin koca dünya hepimize yeter.

Bizim için yazanda bizim için silende bizim için kurban olanda bizim kardeşlerimiz. Onların kurban olmaları tüm kalem ve silgilerin adaletli bir mekanizmaya ulaşmasına vesile olmuştur.

Adalet mekanizmasına kavuşmuş kalemliğin, özgürlük standardına ulaşan kalem ve silgilerin kardeşçe yaşama diley ile. Hoşça ve dostça kalın.

           M EMİN