Archive for Temmuz, 2009

31
Tem

VARLIĞIN NEYİN SİMGE?

   Posted by: admin    in Türkçe Makalelerim

 

       Ey insan! Sen ki bir damla suda yaratılmışsan bedenin çamurdan yoğrulmuşsa, varlığın topraktan geliyorsa, sen dünya madeninden çıkarak ademiyete birleşerek,  neslin küçük bir numunesinin temsili olarak cihan yüzünde yaşamaya hak kazanan bir varlık olduğunu anladığın gibi,

 

 Sen, Dünyada ki sorumluluğunu unutmadan yaşamsal güzelliğe bir numune oluşturman gerek.

  

 Varlıkların içerisinde iyi bir şema ( fiziksel yapı ) içerisinde yaratılman senin diğer varlıklardan farklı bir şekilde, yaratıldığının göstergesidir.

 

Aynı zamanda sorumluluklarla baş başa kalışının manidarlığıdır. Farklı olma farklı meziyetlerle donatılmanın aynasıdır.

Semavi aynanın ışınlarında yansıyan ve kendi ışınları ile Işınlandıran, kainatın içerisinde ki  Nurun, kainata yaşayanlara enerji olarak, sorumluluk bilinci ile yansıtmasıdır.

 

          İnsan, oğlunun yaratılışında haber veren yaratıcıları,mü;münun suresinde ( And, olsun ki biz insanı süzülmüş bir çamurda yarattık.sonra onu oturaklı bir karargahta bir nutfe yaptık, sonra o nutfeyi bir pıhtıya dönüştürdük o pıhtıyı bir et parçasına dönüştürdük sonrada kemiği yarattık kemiğe bir et giydirdik sonra onu başka bir yaratışla insan haline getirdik)

 

              Buda hali ile insanı mimarisinin topraktan fışkırtarak insanın bedenindeki depolarda depolayarak,  mayalaştıktan sonra öğretim sefasında olan kalıplarda yerleştirerek, Ruh, kalıbını oluşturduğu gibi Ruhu yerleştirerek, mükemmel şemayı ortaya çıkararak, kainatın içersin de saklı olan yüce varlığını insan oğlunun vasıtası ile ortaya çıkarmasıdır. Hadiste buyrulduğu gibi ( ben gizlenmiş bir hazine edim insanları yarattım ki beni tanısınlar. )

 

Sorulması gereken üç soru sorulması gerekmiyor mu?  Öyle ise

 

( 1 ) Ey insan! bunca yapılan masrafa rağmen, mükemmeliyet içerisinde ortaya çıkarılman, manasına uygun hale geldi mi?

 

( 2 ) Olan ustu mimarinle asil mimarin olan kadir i zülce lalı tanıdın mı ?

 

( 3 ) O gizlenmiş hazineyi manasına uygun tarifini yapa bildin mi?  

 

Acizane,  anladığım kadarı ile Rububiyettin varlığının ispatı, insan oğlunun varlığında saklı olduğudur.

Oda bunu akla getirmez mi?

 Sen kendini tanımadığın gibi senin varlığında saklı olan birini nasıl tarif ede bilirsin?

Öyleyse, ilkin kendini tanıman lazım, İnsan olarak yaratılmanın sırına mazhar olman lazım,

Sonrada, kainatın var oluşu üzerine döşenerek, kainatın asil sahibi olan mimar i mutlak in mimarisinde bir zerrecik olarak yaratıldığının sırına vakıf olduğun da,

 

Dünya nizami için gönderdiği kanun ve kuralara teslim olarak sorumluluk içerisinde varlıkların haklarına saygı duyarak,  kainatın içerisinde nebat ta hayvanata kadar sorumluluk içerisinde hak ve hukuk sorumluluğu ile secdeye giderek sübhanerebiyel ala diyerek mimari mutlakın şanına karşı ayılman ve halife olarak devam etmenin sırına varman senin sorumluluk gereğin olsa gerek.                                                                                                     M  EMİN                                                                                                                                                                                                                                                                                                                 

27
Tem

DOĞA

   Posted by: admin    in Türkçe Şiirlerim

 

Şu dağların laleleri solmasın,

Çiçek açmış bahçelerim donmasın,

Gönüller sevgide mahrum olmasın,

Lale senin sümbül senin gül senin.

 

Şu Doğaya bak sevgiyle var olur,

Dalda bir çiçek binlerce Nar olur,

Bülbül gülü görünce Doğaya yar olur,

Lale senin sümbül senin gül senin,

 

Doğa tanrının nakş etiği bir nakıştır,

Doğayı güzelleştiren bir tatlı bakıştır,

Canlıya hayat veren şarıl şarıl akıştır.

Lale senin sümbül senin gül senin,

 

Sen bekçilerle koruma doğayı,

Dağ gibi sevgi ile kabul eyle ovayı,

Dağ senin varlığın, sakın salma belayı,

Lale senin sümbül senin gül senin.

 

Lalezarda bülbül gördüm ediyor avaz,

Gonca gül, yavaş  yavaş açışa eder naz,

Şu doğa nakış-ı sun at tır, sen anla biraz,

Lale senin sümbül senin gül senin.

                                                         M EMİN

 

 

 

 

 

.

Tags:

26
Tem

ZULÜM

   Posted by: admin    in Türkçe Şiirlerim

Rabbin kullarına zulüm eden değildir,

Kullarına zulüm etmek isyana meyildir,

Zalime beka isteyen cehenneme ehildir,

Kötü yasalar zulmün berbatı, Adalet değildir!

 

Yasaların bitiği yerde zulüm başlar,

Zulmü kabul insanlığı çok kötü haşlar,

Zulme karşı direniş esas-i insanidir dostlar,

Sabır ve metanetle ittifak, zalimi taşlar,

 

Sen insansın, yasalar senin yaşam gereğin,

Etnikler damarların teşkili, insanlık senin yüreğin,

Globalce ademiyeti sahiplenmek senin direğin,

Zalimi sen alkışlama! Çünkü o kötü bir beyin,

 

Sarayda nice zalimleri gördük, padişah ile mir,

Halkı köleleştirdiler, selatinleri eylediler esir,

Adaletin tecelli ettiği yerde, döştüler bir bir,

Zulümle devam olmaz, ey anlamaz vezir!

 

Bir gün saltanatın yıkılır güvenme cani!

Adaleti geliştirmek değildir, varlığına mani,

Gel adalet simgen olsun, varlığın olmasın fani,

Senin Yaptıkların cihanda olmasın gayri insani,

         M EMİN

 

 

21
Tem

DEVLET

   Posted by: admin    in Türkçe Şiirlerim

Devleti halk birlikte mutlu yaşasın diye kurdular.

Adalet mülkün temelidir vurgu yaptılar.

Yöneten nankörler halkı beyninden vurdular.

Mekanizmayı Arap saçı yapıp, sonra durdular.

 

Platon devletler insan karakterindendir demişti.

İnsandan karakter bitmiş, adaleti ısırarak yemişti.

Adaletin bittiği yerde, köleleşme hayata geçmişti.

Malum ya! İnsan tükendi, devlet tükenmişti.

 

Devlet hastadır. Halk olmuş perişan.

Devleti tehdit eden müdahaledir nişan,

Kriz senin  ateşten   gömleğin, bırakmadı can.        

Bütçeler açık verdi,  zamlar versin sana şan.

 

Yıllarca öldürdün, toplu gömdün toprağa.

Dünya senindi, insan kanından yastığın para.

Etraf kemik kaynar, şimdi düşersin dara.

Süngüyü uzatır, Allah  der. hele bakın dindara!                 

                                                                                           M EMİN

 

 

 

20
Tem

MİRAC KANDİLİ

   Posted by: admin    in Genel

               MİRAÇ KANDİLİ

Miraç ile beşere sema ve arş­­-ı ala yolunu gösteren yüce Mevla Hz Muhammedi, Esra ile Mekke’den, Kudüs-i şerife götürerek semavi dinleri globalleştirerek, Resuller konferansını oluşturarak, konferansa Hz Muhammedi imam seçip, peygamberler bayatını gerçekleştiren yüce Rab.

Yer yüzünde peygamberler ittifakından sonra, muhtar-i alem olan, Hz Muhammed’i arş-i aladan kabul eden Allah‘ım.

Dünya kan ağlıyordu, çocuklar diri diri gömülüyordu, insanlar köleleştirilerek yaşam hakları ellerinden alınıyordu, Hz. ibrahimin imar ettiği Beytullah, Ebucehillerin hava ve hevasatına göre insanlığın aleyhinde kararlar alma merkezi haline getiriliyordu.

Efendilerin rableştiği kölelerin kullaştığı bir dönemdi, ceberutlar sözde semadan gelen kararlarla kölelerin kölelik hakkını dahi elerinden alıyorlardı. Kadınların insani haklarını elerinden alarak cariye kanunlarını gerçekleştirerek etraflarında yüzlerce cariye topluyorlardı, işte o dönem, kainatın yegane sahibi yüce Mevla peygamberlerle start veriyordu. İlk yaratılan son gönderilen zat-I Ahmedi ,yüce Allahın huzuruna çıkacaktı.

Miracı gerçekleştirerek yüce Mevla Hz Muhammedi kabul buyuruyordu. Rububiyetin yasalarına tabi olmak, namaz ve secdelerle itaat edilecek durumu bildirilerek farz haline getiriyordu.

 Peygamberlerin, insanlığa sahip çıkması ve toplu insanlık yasaları geliştirerek Ümmet formülü ile yola çıkarak, insanların kayıp ettiği eşitlik ve kardeşlik  metotlarına ulaşmak esas alınıyordu.

Aman Ya Rabbim!  Günümüzde cahiliye dönemi gibi her şey çığırından çıkmış, ceberutlar iş başında, kanlar dökülüyor, canlar alınıyor, çocuklar üzerine hesaplar yapılıyor, kölelerin hakları bile ellerinden alınıyor. Diller kesiliyor, tekçilik reva haline getiriliyor, kargaların leylekleşme senaryoları oynanıyor, semavi hukuk hiçe sayılıyor.

 

İslam dininin fügüranlığını yapan sözde din savunucuları adalet ve hukuktan söz ettiklerinde deha kesiliyorlar. İslamın adalet gömleğiyle insanları korumaları gerekirken, emperyalizmin zulüm gömleğini halka giydirerek Ortadoğuyu kan gölü haline getirerek o ateşten gömleği insanlara adalet diye yutturmaya çalışıyorlar. Bugün ibadet evlerimizde Allahın varlığı, islamın hoşgörüsü, peygamberin din, dil ayırt etmeden insanlığa kucak açışını konuşmaları gerekirken, maalesef kardeş kanının döküldüğü ve birilerinin bundan rant elde ettiği durumları “ülkeyi korumak” adı altında övüyorlar ve barış yerine savaşı anlatıyorlar. İnsanlık için Hz.Muhammedin rububiyete kadar, çıkma manasını kendilerine ilke etmedikleri gibi insanlarada ilke haline getirmeyi reva görmüyorlar.   

Bu gün Miraç herkes camilere koşuyor, secdeler peş peşe götürülüyor, secdelerin ilahi hukuk karşısında tahiyye manasında olduğu anlaşılmıyor.

 

Miraçların manasında kutlanması dileği ile tüm insanlık aleminin Miracı mübarek olsun.

                                                                                                                         M EMİN

Sayfa 1 of 212»