Archive for Haziran, 2009

20
Haz

resimlerimiz

   Posted by: admin    in Genel

gençlık bir bahaer olsa gerek,
                           
                         fark edilmeden yavaş yavaş gidiyor,
                          kıştan geyiyor beyaz gömlek
                          buna nasıl dayansın yürek?

19
Haz

BİRİCİK BUSE

   Posted by: admin    in Genel

 

cid01f701c6339168c281d01064646.gifEndamı seher yeli ile koku saçan çınar misali güzel!cid01f701c6339168c281d01064646.gif

Senin yegane busen kıyametleri  koparıyordu.

Senin ihsanla verdiğin buse dünyamızı süslüyordu,

Sonra da cürümler,bedeller kaçınılmaza geliyordu.

 

Ey sarhoş dost! geçmiş gönlerin hatırı olsun,

Sedef fincanında meyi sun ki gönül kurtulsun.

Gözümün nuru sarhoş, kan döken iki gözden,

Kim, selamete kalmış sihirbazlık saçan sözden,

 

Dert ve elemlerde çakılan oklarda görülüyor ki

gözlerimizde .  dokulen yaşlar bunun nişanidır.                                         

Aşkla dünyada deşifre olan sadece ben miyim?

Aşk hiç bir zaman melametsiz olmaz der miyim?                     

                                                                                                    M EMİN

 

19
Haz

PERVANECE

   Posted by: admin    in Genel

             

                    

           Akşam, gün batımı güneşin uzattığı ışınlar dağların zirvesinde deniz maviliğine hükmederken, güneşin gurup kızıllığı denizin maviliğine karışarak ateşle suyu aynı kıvama getirircesine, dağların eteğindeki topraklarla birleştirerek tepelerde kaybolup guruba gidiyordu.

               

      Karanlıkların başlaması, yıldızların parlaması ayrı bir güzelliğin gecede saklı olduğunu haber veriyordu.

Rengârenk çiçeklerle donatılmış bir bahçe, lalenin sümbül ile sarmaşık halde olması, nesrinlerin reyhanlara dal uzatması, çınar ağacının endamı ile tüm ağaçlara çalım atması hafif bir yelin esmesi ile yaprakların çıkardıkları seslerin koyunlarını kaybetmiş bir çobanın kavalla koyunlarını çağırırcasına bir hoşnutluk veriyordu.

 Bülbülün gonca güle konarak, figan ve feryatları semalara yükseliyordu, gonca gül yavaş yavaş açılarak kırmızı dudaklar misali beyaz dişlerin üzerinde gülümseyerek bülbülün feryatlarına cevap oluyordu.

 

Bir ihtiyarın gece karanlığında, kandil ışığında bir şeyler yazdığını görüyordum. İhtiyarın zayıflamış hali ile bir şeyler yaptığını fark etiğimde;

 -Dede! şu geç saatte kandil ışığında ne yapıyorsun?  Diye soruyordum. Süratli bir şekilde cevap veriyordu.

Bülbülün güle aşık oluş misali değildir benim aşkım. Beni beşer olan hemcinsim için, varlığımın timsali olan neslim için yol haritasının  içerisinde hayat projesini çiziyorum. Hayatın bitiği yerde, başkasına hayat haritasını çizmek sizce mantıklımı?

Evet mantıklı, çünkü benim temsilgâhım olan dünya, gezegenin şanına ölçüler dahilinde yürümek yakışır.

Bu ölçüde seleflerden haleflere bir miras olsa gerek.

Bende mezar taşı değil, hayat projesini bırakmak istiyorum.

 

    Bir kelebeğin kandil etrafında süratli bir şekilde fır döndüğünü  görüyordum.

Bu da ne şimdi ateşe düşer, yanar, canından olur diyordum.

İşte çocuğum! Her varlık bu kadar aşkına sadık olsaydı aşklar yukarıya doğru uruca çıkacaktı. Ferhatlar gibi canlarından olsalar da tarihe mal olacaklardı.

 

Aman evladım! Sen, sen ol bülbül ile pervane gibi olma. Nasıl yani? Diye sormuştum. Onların aşkını mecaz görüyorum. Neden? Çünkü bülbül aşkı, baharın gülleri  açtığı zamanda olur, Gül mevsimi geçtimi bülbülün de aşkı biter.

 Kelebek, ateşe aşık gördüğü zaman kendisini ateşe atarak yakar bu da aşkını yalnız bırakır. Anladım diyordum, her iki aşkada hayır.

 

Mecazdan bekâya götüren bir aşk olsun bana,

bülbülüm! ateş kelebeğin gül  olsun sana,

 mevsimlik aşklar olmaz, ağır geliyor bana.

Gönlüm, seherde ışınları ile karanlıkları izale edenden yana.

-

Sarmalarını aşağıya doğru bırakan bir süs ağacının altın da oturarak şafağı bekliyordum.

Sakinin bir sedef  fincanında kırmızı meyyi masaya koyduğunu görüyordum.

Bir yudum mey beni başka alemlere götürüyordu 

Tan vaktinde, güzelim bahçenin içinde bir nazeninin doğduğunu fark ediyordum.

 

 Seher yelin esişiyle, siyah zülüflerin benlerle süslenmiş beyaz tenlerin üzerinde sağa sola gidip gelmesiyle gece ile gündüz arasındaki ince çizgide bir güneşin doğduğunu fark ediyordum,

Hey ya Rabbim! Akşam, dağlar zirvesinde ışınları ile denizi süsleterek guruba giden güneş, seher vaktinde şu şema içerisinde doğması, hayat haritasının kendisi olsa gerek.

İşte güneş, toprak ile denize karıştığı yerde gök ile yerlerin musafaha neticesinde gecenin getirdiği aydınlık, yıldızların karanlıkları süslediği gibi, bahçe çiçeklerinin raksa geçtiği gibi,

Sen, kalpler dünyasında doğan güneş!  Işınların hayat  enerjisi olduğu her yaşam, senle güzel olsa gerek.

 M EMİN

 

 

 

Tags:

13
Haz

XEZAL Û NÊÇÎRVAN

   Posted by: admin    in Kürtçe Makalelerim

             XEZAL Û NÊÇÎRVAN

Xezalek lı çiyaê agirî çêryaye û ji avê zozana vexariye li terekê zinara xw ji dişminê xw parastiye,jiyana wê û  xwezaê tevlihevbu bi xweji perçeki ji bedewiya xwezaê bu.

 

Rojek ji çîyayê agirida dadikeve deştê,demsal bahare gulu kulilkê deştê zozan renga reng xemilandiye,çarekji mêzedike baxçeki bi rengê jinû jiyanê bi gulû gulçina neqişandî dibine,

 

Dibê hey xwedao ev bedewiya te di xwezaêda çê kirîe temam neqşû niquşê mezinaya tene,lê ez baş dizanim ji ber ez jî perçek ji xezaême para minjî di vî baxçeida heye.

Xezal bi gori dilê xw difikire lê nizane bedehwiya baxçe jêra xefike xezal dikeve baxçe temaşedike ku hemu derdor bi çita ahtiye dor pêçkirinê,femdike ku xefike,

Dixaze ku bizivire lê li henber wî neçîrvanek li hespê xw siware û cekû rextê wî girêdaî û di destê wida tirê gacalî li benda seydû nêçîrêye,

 

Xezal çind dide xw lê çîta xelas nake, nêçîr van deng lê dike tu ji destê min xelas nabî,ketina vi baxçeî bi çanê te male û tirû kavanê xw rast dike xezal bê çareye çiqas manavre bikeji bi tirek gacalî birîn dibe.

 

Ji nêçirvanra dibêje ey siwarê bi hêzû qeweta xw bawer! tu vî baxçeê xw perçek ji neqşê xwezaê dibînî ezjî perçek ji bedewîya xwezaême hemjî nemunea xwezaê a heri sereke wek koyê Agirî,

 

Nêçîrvan dibêje tu û koyê xw rureşîa çihanêne ez çibikim ji bedewiya we ma çiyayê tu lê mezin bu î ewji demek volkanik bu ar jê di furiya zerarû ziyana wi bi toza volkanê kulilkê baxçê min hemu zer kiribu.

 

Xezal dibêje belê zemanek volkan bu îrojî kulilkê te bi ava cemidiva av dide û mafê jîyanê didê,

Nêçirvan dibêje qet manawre neke tişta di medena wêda ar hebe ez tucara jê heznakim,ji ber tu ji li wir jiyayî ew ar di bedenateda ji bi çîh buye tu ji pêşerojamira tehlîkeyi,tuyu kohê xw din ava xiyanetêdane,

Lê xezal dibîne nêçîrvan duşminê are lê ewê ari liser ar bikeline û paşê bixw û dibê çiqasjî bibêje ew ar ne armance armanc ariye lê xem nine,

 

Xezal wek çiyaê agirî onura wê mezin serê wê tik,nêçîrvanjî vek qirika çanaqelê û sitenbolê derbasi nade herdu jî ji hev fem nakin,

 

Xezal dibije çima aqasa xeddarî,ma insaf li ba we nine canê min hatîye qirikê naşê min hemî bi xwune,

 

Nêçirvan dibeje bi teva eyan be ezê te li çengelêxim û postkim heta hestîyê te ji goşt veneqete ez te naxum, kapiki xw tine û xezalê li terkîya zînê xw girêdide ji ber wendabuna xwunê xezal jîyana xw ji dest dide.

Her nuqutek xwuna ji xezalêda dikeve erdê reng reng kulîlk şîn dibin,

Kulilkek reşû dinavda mor bedewyê li hemî gula dike,

Neçirvan destê xw direjdike ku biqetine baxçevan bi hersû heybet dest bikişîne tu nikarî wan kulîlka biqetîni lewra ew kulilk bi xwuna wê mezlumê şin bune ew ji bo xelasya wan mezluma ji dstê we nêçîrvanê zalimê tu wiya naqetini.

Bi daxaza her insan şad her kuvi azad be.

                           M EMİN

        cid01f701c6339168c281d01064646.gif

                                        cid01f701c6339168c281d01064646.gif                                          cid01f701c6339168c281d01064646.gif                                          cid01f701c6339168c281d01064646.gifShareThis

12
Haz

HAYAT

   Posted by: admin    in Türkçe Şiirlerim

Hayat aşkın kusursuz nurudur,

Sevgisizlik insanın kusurudur,

Sev,ye hayat da toprağın suyudur,

Toprağa düştü ise ; güler biter huyudur.    

                

 

Hayat yaşla değil,yaşamakla anlaşılır olmalı,

Sular şırılşırıl akarken testiler de dolmalı,

Gençlik bir gülistandır çiçeği solmamalı,

Bir soluk ve bir gölgeden ibaret olmamalı,

 

Hayat da güneş kadar berrak olmalı,

Deniz kadar derin genişliğin dolmalı,

Mevsimler gibi güller açıp hem solmalı,

Hayat gelgitlerle doludur buna hazır olmalı,

 

Faydasız bir hayat diri bir ölümdür,

Yaşamın şartını öğrenmemek zulümdür,

Bir kadın ve bir erkek o bahçede gülümdür,

Yaşayan ölüye kefen geydirmek üslubümdür.

        M EMİN

 

Sayfa 1 of 212»