Archive for Ocak, 2009

31
Oca

VANDA BİR BAKIŞ

   Posted by: admin    in Genel

        Van, sen gönlüme saltanat kuran şarkın sahil kenti olan küçük İstanbulsun.Van, sen Erek dağın yaylalarının serin sularını denizle tanıştıran güzellik numunesini oluşturan cennet şehir, Kozkıran Dağı’nda  denize kuş bakışı ile Akdamar tarihi eseri ile turistlerin cazibe merkezi olan   şirin kent…

    Van, sen Süphan dağını karşına alarak Ey Süphan sen bölge dağlarına karşı dimdik başını kaldırarak iftihar içindeysen senin yüksekliğin esaret-i nefsin yenmesi sayıyorsan,benim de masmavi denizimdeki derinlik ve rengini semada alışı senin gökkubbeni oluşturan,senin karanlığını güneş ve yıldızları ile  izale eden bir çarkın numunesiyim diyen kent.

     Van, sen Erek Dağın uzantıları ile denizi kucaklayarak Erciş,Muradiye,Edremit ve Gevaş’ ı etrafına  alarak dünyanın sahil kentlerine ben bir sahil güzelliğiyim diyen,çalım çalan şehir.

Van  sen kollarını  uzatarak Adilcevaz,Süphan ve Tatvan-ı bitliste koparırcasına kendi sahiline güzellikten güzellik katan, Akdamar ‘la kadim sahil tarihçesini ortaya koyarak tarihi varlığını ispat ederek ‘ben dinler ve topluluklar şehriyim’ diyen ‘tuşba’ denilen tatlı şehir.

    Edremit Sahili’nde serhatın damak tadı olan alabalık tesisinde yemek yerken, gölün güzelliği  İstanbul’ a kadar hayalimi uzatıyordu, şarkın afakında doğuş yapan güneş misali bir şahsiyetin doğuşu dünyamı süslediği gibi  Van Gölü harekete geçer, Van ahalisi temaşaya koşar, süphan dağının volkanı patlar,  lavlar semaya doğru çıkar, çıkan lavlar şahsiyetin önünde bir senem abidinin seneme tahiyet misali secdeye giderdi.  Ahali bağırarak Ey Süphan sen ki bu güzeliğin karşısında volkanınla beraber tahiyet içerisindesin, elbette bu güzellik bizim için onursal bir misafir, ezelden bir aşk diyari olan şehrimiz,Yanke ile Tamara aşklarına  ev sahipliği yaptıği gibi  sana da ev sahipliği bizim için onursal bir ödül değerinde olsa gerek.

 Süphan söylüyordu :” Ben yıllar boyu tüm dünyaya karşı dimdik başımı zalimlerin zulmüne eymediğim gibi bu gerçek bana şan veren bir gerçek, bu gerçeğe karşı patlamam benim yıllar boyu  sevgiden mahrum bırakılmam idi.” O sevgisizlik  bana bir sevgiyi verdiği gibi volkanım secdeye döner, göl harekete geçer,şimdi sıra ahalide…Sen de bir gerçek karşısında tahiye eyle ki aşk da sevgide senin olsun Van .  

M. EMİN ASLAN

29
Oca

AZADİ

   Posted by: admin    in Kürtçe Şiirlerim

Tekusî çibe ji bo naş û beden,
Azadî ewe ji bo ciwanek hemdem,

Ger tu sihet wendakî li cîhanê,
Çibikî ji jîyana sary û diwanê,

Ger li cihanê azadî wendakî,
hertim jar û zeyîf û ne pakî.

Civakek bawerî wendake bi azadî,
dijîkî mirîye tu kefen li ser wî badî.

Azadî nayê dayîn tê sandin,
tu dest direjki,tê xapandin.

Azad,dibe ku naşê wî bibe esîr,
tu hêz nade ruhê wî qeyd û zincîr.

Ger mirof azadî nebîne,
bextewarî û kêfxweşî qet nine,

Ger azadîya te nebe li dîwanê,
tu çibiki ji dewê meşkê nanê hebanê.

mêjuê te  bila nebe kole li cîhanê,
naşê te bila bavên heps û zindanê.

Bi mêjukî paqiş şur û qelem tu rake,
da civak azadîyê peydake.

Ger zeyîfbî berjewendî te şake,
ew kemîne duşmin wê te riswake.

Azadî ji xeni mafê dadê tiştek nîne,
Ew jîyanek gelek xweş û şîrîne.

Sed muxabin gelek desbot me dîne,
mafê dadê tu bixazi dibên eva xaîne.

M EMİN ASLAN

16
Oca

ZULÜM

   Posted by: admin    in Türkçe Makalelerim

CEVAP: Bazı İslam alimleri “İnsanları dünyevi ve uhrevi saadete ulaştırmak, onları fesaddan kurtarabilmek için takip edilmesi gereken en güzel yola siyaset denilir”(1) tarifi esas almışlardır. İbn-i Abidin, “Siyaset ağır bir şeriat olup, iki nevidir. Siyaset-i zalime: Halkın haklarına zıt olan siyasettir ki, şeriat bunu haram kılmıştır. Siyaset-i adile: Halkın haklarını zalimlerin elinden kurtaran, zulum ve fenalıkları defeden, fitne ve fesad ehlini men eden siyasettir ki, şeriattan sayılır”(2) diyerek, siyaseti tasnif etmiştir. Adil siyasetin gerçekleşmesi için gayret sarfeden kimselerin; velayet hukukuna riayet etmeleri ve fütüvvet ahlakına sahip olmaları zaruridir. Türkiye’de politikacıların değişik vesilelerle, dini istismar ettikleri sabittir. Bunu şu veya bu parti ile sınırlandırmak doğru degildir. Şahısperestlik hastalığı ve zalim politika, bütün ahlaki değerleri tahrip etmektedir. İktidar sahiplerinin, insanların hidayetine vesile olmaları mümkün olduğu gibi, kitleleri dalalete sürüklemeleri de mümkündür. Bu siyasi bir tez değil, Allahu Teala (cc)’nın kitabında yer alan bir hakikattir. Kur’an-ı Kerim’de, kıyamet gününde ortaya çıkacak manzara şöyle tasvir edilmiştir: “(Tuğyan eden siyasi liderler) O gün yüzleri ateşte evrilip-çevrilirken, ‘Eyvah bize!.. Keşke Allah’a itaat etseydik, Peygamber’e itaat etseydik’ diyeceklerdir. (Onlara tabi olanlar da) ‘Ey Rabbimiz!.. Hakikat biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk. Onlar da bizi yoldan saptırdılar’ diyeceklerdir. Ey Rabbimiz!.. Onlara (liderlerimize ) azaptan iki katını ver. Onları büyük bir lanetle rahmetinden kov!..”(El Ahzab Suresi, 66-68) Hesap gününde; tuğyan eden ve insanları hidayetten uzaklaştıran siyasi liderler ile onlara tabi olan kimselerin, birbirlerinin düşmanı haline gelecekleri haber verilmiştir. Müslümanların fesadın, yalanın ve zulmün ön plana çıktığı dönemlerde, nasıl hareket edecekleri, önemli bir meseledir. Resul-i Ekrem (sav)’in, “Benden sonra birtakım emirler olacaktır. Kim onların yalanlarını tasdik eder ve yaptıkları zulümde kendilerine yardımcı olursa benden değildir, ben de onlardan değilim. O kimse benim havzımın etrafına yaklaşamayacaktır. Kim onların yalanlarını tasdik etmez ve zulümlerinde kendilerine yardımcı olmazsa, bendendir. Ben de onunla beraberim. Ve o kimse havzımın kenarında bana ulaşacaktır”(3) buyurduğu ve mü’minleri uyardığı malumdur. Buradaki “Benden değildir, ben de onlardan değilim” ifadesi; yalan söyleyen ve zulmeden politikacıları desteklemenin, nelere sebep olacağını haber vermektedir.

İmam-ı Azam Ebu Hanife (rh.a)’nin zalim iktidarları meşru saymamasını; bu hadis-i şerif’le izah eden alimler bulunduğu gibi, “Allahu Teala (cc)’ya isyan hususunda mahluka itaat yoktur”(4) hadis-i şerif’i ile izah eden alimler de vardır. Yeryüzünde küfür ahkamı ile hükmetme hakkı, hiç kimseye tanınmamıştır. Bu konuyla ilgili olarak Molla Hüsrev, “Bir kimse başkasına küfür ahkamı ile hükmetmek için azm eylese, sırf bu azmi sebebiyle kafir olur. Şayet bu kimse kelime-i küfrü konuşsa ve bir cemaatte o konuşulan sözü kabul eylese, o cemaatin hepsi kafir olur”(5) diyerek, önemli bir inceliğe işaret etmiştir. Bazı Müslümanların “Hangi iktidar meşrudur ve hangi vasıfları haiz liderlere itaat edilebilir?” sualine, kalplerini mutmain edecek bir cevap bulamadıkları görülmektedir. Şimdi bu konu üzerinde kısaca duralım… Bir iktidarın meşru olabilmesi için; adalete riayet etmesi ve insanların rızasına dayanması şarttır. Ayrıca iktidar sahibi olan kimsenin; Allahu Teala (cc)’nın kitabında ve Resul-i Ekrem (sav)’in sünnetinde yer alan bütün hükümlerin hakikat olduğuna inanması ve “İşittim, itaat ettim” diyerek, mucibince amel etmesi gerekir. İslam fıkhına göre meşru iktidarın, değişmeyen iki rüknü budur. Kitap ve Sünnet’te hüküm bulunmayan konularda; mü’minlerin emiri (Ulu’lemr) diğer şer’i delilleri ve maslahatı dikkate alarak, bir düzenlemede bulunabilir. Allahu Teala (cc), Müslümanlara; kendilerinden olan emir sahiplerine, meşru olan hususlarda itaati farz kılmıştır.(6) Bu mahiyetteki bir itaat; şahsa değil, İslam ahkamına ittiba ile ilgilidir. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim

 

9
Oca

BEN BABAMI İSTİYORUM

   Posted by: admin    in Türkçe Şiirlerim

Baba! Senin haksız olduğunu söylüyorlar

Baba! Sen haksız değilsin

Baba! Sen niçin cezaevindesin

Baba! Seni neden benden alıyorlar

Sen bir sefer bile beni öpmedin

Benim annemin gözyaşlarını silmedin

Anne!

Ben her sabah senin gözyaşlarını görüyorum

Filistin her şeyin güzeline layık değil mi?

Ben her gün güneşi çağırıyorum

Anne! Acaba bir daha babamı görecek miyim?

Yoksa ben kıyamet gününe kadar görmeyecek miyim?

Yoksa benim annemin gözyaşları kıyamet gününe kadar devam mı edecek

Baba! Sen nerdesin, nerdesin

Topraklarımız işgal ediliyor

Filistin çiçekleri kopartılıyor

Güneşin doğduğu günden bu yana

Ben hiç babamı öpmedim

Bayramlar bayramları, şenlikler şenlikleri kovalıyor

Şehitler şehitlerin üzerine düşüyor

Benim babam demir parmaklıkların ardında

Kölelerin bulunduğu duvarların arkasında..

O gün hangi gündür

Demir parmaklıkların kırılacağı gün hangi gündür

Ey her gün çocuklarını öpen babalar

Ben çok mu şey istiyorum

Ben çok mu şey istiyorum

Ey benim ayaklar altına alınmış çocukluğum

Ben Filistin’in bir çiçeğiyim

Babam demir parmaklıkların ardındadır

Ben babamı istiyorum, ben babamı istiyorum

Filistinli kızın şiiri

    ( Çevirmen: M. Emin ASLAN)

8
Oca

HELBESTA CİGER XWUN

   Posted by: admin    in Kürtçe Şiirlerim

Heta di êşqê wer nebi,

Wek bîyokê zer nebî,

Wek min evîn perwer nebê

Tu bi vê jînê çikî.

 

 Yar wek kevoka xweş kedi,

Serbest û bê şerm û fedi,

Xwe di pencera êşqê nedi,

Ma tu bi nerînê çiki,

 

Şeker neşkine çav bi kil,

Yek awirek nevêjedil,

Gul jê nebarin mil bi mil,

Ma tu bi vê dinê çikî.

 

Heta li çem te runenê,

Şeker neke nava kenê,

Bê gorî û,bê ez benî,

Ma tu bî vê mizgînê çiki.

 

Yar ku bi moda kevn neê,

Palê nede ser maseê,

Xweş xweş dengê neyê neyê,

Ma tu bi vê zinê çiki.,

 

Yar ku ne mehvanê tebî

Daim ne rezanê tebî,

Bê taq û bê etles nebî,

Ma tu bi teşrînê çiki,

                       Cîger xwun

Sayfa 1 of 3123»